BİZ BİR FİLM ÇEKTİK-2

2013-01-15 02:45:00
BİZ BİR FİLM ÇEKTİK-2 |  görsel 1

Biliyorum, iyi olmadı. Evet. Çok amatörce. Çok sıradan.” Neresi güzel?”  bile diyebilirsiniz. Bize göre olabileceklerin en iyisi. Bizim gibi sinemacı olmayanlardan bu kadar iş çıkıyor. Bizce “güzel oldu.”

Bu kadar oluyor demek. Bir yazara film çektirmeye kalkarsanız, deneyimsiz hali ile bu kadarını yapabiliyor. Deneyimsiz oyuncular ve başka mesleklerin insanları ile film yapmak bu kadar oluyor. Tüm çabalarımızla bize ait olmayan işi bu kadar sürdürebildik, bu kadar tamamlayabildik.

Beni bu yola çıkaranlar yan çizip “ben yokum” deyip beni ortada bırakmasalardı belki de hiç kalkışmamış olacaktım kitabımı film yapma işine. Hem benim ne menfaatime ki? Satışı olmayan, yayıncısı bulunmayan bir kitabı film yapsam ne olacak? Kitabı almak isteyenler bulamayacak ki.

Ben yola birlikte çıktıklarımı terk edemedim. İçimizde sadece Ferhan Başkurt (babayı oynayan) deneyimli sinemacıydı. Ben de ne yaptımsa, ne öğrenebildimse ondan öğrendim. “Şu görüntüleri mavi yap ki, hüzün olduğu belli olsun” dediğinde çekimleri mavi yaptık. Aysun ile deneyimsiz oyuncularımızı görüntülerken olabildiğince güzel ve doğru kareleri yakalamak için fırsat kolladık. 

Konuyu bilmedikleri için rol alanlara ben ne yapacaklarını anlattım. Kimse senaryoyu eline alıp okumadı. Zaten o kadar vakitleri de olmadı. Benim dediğim sahneleri anlık olarak canlandırdı oyuncu arkadaşlar. O yüzden bazıları beni dinlemeyip, karakterlere olması gerekenden farklı görüntü ve tavırlar yüklediler. “Bu kişi öyle biri değil. Bu şekilde davranmayın” dediysem de onlar kendilerini kıdemli, her işi biliyor! sandılar ve bildiklerini okudular, senaryo yerine! ” O da onların oyunculuk kalitesi” diyerek geçiştirdik.

O yüzden çok hatalarımız oldu. Çok eksiklerimiz ve amatör hallerimiz var. Biliyorum. Çok kısa zamanda, İzmir’den gelen başrol oyuncumuz da geri dönmeden 3 gün içinde ne çekilebilirdi ki? Mekanları ve oyuncuları ayarlamak da bana bırakılmıştı. Zor oldu zor. Saçlarım döküldü üzüntü ve sıkıntıdan.  Sonra başlamadan yayından kaldırılan ya da ilk birkaç bölüm yayınlandıktan sonra ekrandan kaldırılan dizileri görünce “Onların çektikleri bile beğenilmeyip, yayınlanmıyorsa biz neyiz ki? Bizim yaptığımız da ancak bu kadar olur işte.” diyerek moral buluyorum.

Yola birlikte çıkıp da film sürecinde bizimle olup da sonradan ortadan kaybolan 4 kişi de baştan olduğu gibi sözlerini tutup, bizle olsaydılar belki bu kadar da sorun yaşamayacaktık. Eksik kalan çekimlerimiz de tamamlanmış olurdu belki? Ama biz onlara güvenmiş olmakla da hata yaptık. Geride kalanlar sözlerinin eri olduğu için başladığı işi ve üstlendiği sorumluluğu sonuna kadar yerine getirdi. Hatta yapabileceklerinden fazlasını yapıp, Nusret Tosun oyunculuğunun dışında grafikerlik de yaparak; Arkın Gelişin oyunculuk dışında işin idaresi konusunda da koşturarak, kendi işlerinin dışında da yardımcı oldular. Burak Gerdan, çok sıkışık, telaşlı işinin arasında bizim resimlere balon ve alt yazılarını yazmaya zaman ayırdı. Cem Dede kendi mesleği dışında, hastalığına rağmen, akşamları oturup montajı tamamladı. İşte sırf bu emektar insanlar için filmi tamamlamaya çalıştım. Onların uğraşları boşa gitmesin istedim.

Çok şükür Cem bütün sıkıntılara, kaprislere rağmen montajı yaptı. İsmini duyurmuş olmama rağmen Hakan Toker, filmi çok amatörce bulduğunu söyleyip, bu projede adının geçmesini istemediğini belirterek, son aşamasına kadar her bölümünü günlerce konuşup ayarladığımız müzikle ilgili işleri bozdu. Üzgünüm Hakan. Sana erken güvenip, adını haber yapmışım.  Yine de yer almayacağın proje için bana başka isimler önerdin.  Teşekkürler. Tanımadığım genç arkadaşlar ve yine bilmediğim bir alan olan müzik işinde neyi, ne kadar becerebilirim bilmiyorum. Yine “amatörce olmuş” diyeceğin işler yaptırıyorsun bana. Baştakiler de öyle yaptılar. Ben sinemayı bilmem. Müziği bilmem. Yine eksik, yanlış işler yapacağım, biliyorum. Elimde değil. Suçlu ben değilim. Başta güvendiğim isimler. Ben yazarım ve ben yine kelimelerimin arasına dönmek istiyorum.

Sanat yönetmeni, oyuncusu, müzisyeni üzdüler beni. En gözü yaşlı hallerimde teselli eden ve “yapamıyorum. Yoruldum. Tükendim” dediğimde güç veren ve yola devam ettiren bu dönemde Ferhan bey oldu.  Yine de zor geliyor. Müzik nasıl olacak bilmiyorum. Sorduklarım yanıt vermiyor. Kimse engelli projesinde olmak, gönüllü yardımda bulunmak istemiyor. Herkes para ve şöhretinin derdinde.

Engin Koç ve Yusuf Azuz da alanlarında isim olmuş isimler ama sağ olsunlar teklifimi reddetmeyip,  kabul ettiler. Her ne kadar ikisinin de yaşamları ve istekleri birlikte rol almaları gereken çekimleri gerçekleştirmemize izin vermemiş olsa da onun bile üstesinden gelebilecek bir çare bulduk ve burada da durumu Nusret Tosun kurtardı. Kısa bir çözümde ikisini bir araya getirdik.

Yorulsak da, kırılsak da, aldanıp vazgeçmeye kalksak da biz söz verdiğimiz işi bitirdik. Bu işe gönül koymuş, başlamış, “para ve ün” hesabı yapmamış insanlar olarak bir araya gelip, filmin montajını tamamladık. Müzik de bittikten sonra ne olacak bilmiyorum. İşin o kısmını o zaman geldiğinde düşünüp, belirleriz. Hor görülmedikçe, kendi çabamızla yola devam ederiz biz. Yeter ki yola taş koyan olmasın. O da yeter.

Sevgili soyaddaşımı bu projeden azad ettik. Şimdiye kadar yazdığım duyurular ve tanıtımlarda adını andım. Okuyucularımı yanıltmış olmayayım. Kendisi kendi isteğiyle “bu amatör ve film saymadığı” işte yer almak istemedi. Üzüldüm. Kırıldım. Yine de önerileri ve yol göstermesi devam ediyor. Bakalım buradan nereye varacağız? Hayırlısı olsun.

Teşekkürler yanımda yer alan ve beni terk etmeyen dostlarım.

 

34
0
0
Yorum Yaz